İzmirizm, fotoğraf sanatı üzerinde yükselen, İzmir’in ruhunu ve dokusunu içinde hisseden fotoğrafçılarca sürdürülen bir akımdır.
İzmir’in güzelliklerine fotoğrafın büyülü dünyasından bakmaktır daha çok. Bazen tek kareyle yansıtmaktır İzmir’deki yaşamı. Bazense bu şehri anlatmak için tek bir karenin yeterli olmadığını anlamaktır.
Fotoğrafla düşler kurmaktır daha çok İzmir’e dair. Konak meydanından aşağı inmek, Pasaport’u geçip Alsancak’a ulaşmaktır. İzmir’de yaşayan ve bu kente aşık fotoğrafçılar ya da başka şehirlerden gelip İzmir’in güzelliğine vurulanların karşı koyamayacağı bir istekle deklanşöre sarılmaktır.
Deklanşöre bastığınız anda, İzmir durur, bir karenin içine tüm canlılığı ile gelip yerleşir ve o an fotoğrafta yeni bir İzmir olarak yaşamaya başlar. İzmir sevdalısı bir fotoğrafçı bilir ki çektiği tüm İzmir fotoğrafları içlerinde bir başka İzmir taşır… Bir sır gibidir bu yüzden İzmir, mühürlenmiş bir nâme gibidir. Fotoğraf, bu sırra açılan perdedir aslında.
İzmir’e biraz yakından bakmak ve bu sırra yaklaşmak mümkün elbette; sokaklarındaki şiiri, martılarının güzelliğini, vapurların heyecanını, Saat Kulesi’nin doğruluğunu, Kemeraltı’nın canlılığını, günbatımlarının muhteşem renklerini, insanının sıcaklığını fotoğrafların izini sürerken bulabilmek mümkün… Belki her gün geçtiğimiz bir sokak, belki de alışveriş yaptığımız bir mekan çıkacak fotoğraflarda karşımıza. İzmir, içinde yaşamaya alışık olduğumuz bu şehir; bize sıradan olduğu sanılan ama arkasında büyülü güzellikler taşıyan yönlerini açacak bir bir. Belki de bu yolculuğa çıkmak için hiç de geç değil.























